
Islak şehir sokaklarını en çok sana benzediği için severim. Böyle zamanlarda her birinin kör ve dilsiz olduğunu düşündüğüm sokaklar, bir anda hüzne açılır. Açılan her sokak bir taşın altında yahut bir mazgalın kenarında, bir duvarın dibinde “keder” i de emzirir. İşte bu yüzdendir ki, hüzün sokaklarında fazla gezinmek kedere sobelenmek demektir. Oysa sen de bilirsin ki “keder” değil sadece “hüzün” peygamberîdir.
Kentin taşan ve taşarak saklayan kalabalığında senin adımlarına adımlarımı uydurmaya çalışırken, “azlığın zafiyet, çokluğun kuvvet” olduğunu düşünmek daha kolay olur. Seninle Tur dağında buluştuğumuz konuşmalarda, İbrahimî çağrılara “lebbeyk” dediğimizde ve mülteci kamplarına bir dilim ekmek gibi fırlatılmış bir “söz”e dokunduğumuzda; bir nehir gibi toprağın basamaklarını koşarak inerim.
Bir çığlık gibi yüzümde patlayan gülüşlere aldırmam. Ve bir ağ gibi kımıldayan şehrin, oynak ışıklarına takılmam. Sen benim tekilliğimin bitişi, çoğulluğumun başlangıcısın.
Bir çığlık gibi yüzümde patlayan gülüşlere aldırmam. Ve bir ağ gibi kımıldayan şehrin, oynak ışıklarına takılmam. Sen benim tekilliğimin bitişi, çoğulluğumun başlangıcısın.
sonsuz
devamı genç dergi' de.
Konu: Bagimsiz Denklem
resm ne hoşmuş... yazı da...
Bağlantı »